İsm-i Azam'ın Sırrı: Faziletleri ve Faydaları
İsm-i Azam'ın sırrı, kerametleri ve insanlara faydalarını Kur'ân ve büyük âlimlerin ışığında havâss ve faziletleriyle birlikte keşfedin.
İsm-i Azam, Yüce Allah'ın en büyük, en yüce ve en kuşatıcı ismi olarak âlimler tarafından asırlardır araştırılan, üzerinde tefekkür edilen ilâhî bir hazinedir. Kalplerin huzura erdiği, dillerin titreyerek zikrettiği bu mübarek isim, kâinatın sırrını çözen anahtar olarak nitelendirilmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: "Allah'ın İsm-i Azam'ı şu iki âyettedir: 'İlâhınız bir tek ilâhtır; O'ndan başka ilâh yoktur. O Rahmân ve Rahîm'dir.' (Bakara, 163) ve Âl-i İmrân Sûresi'nin başındaki 'Allah O'dur ki, kendinden başka hiçbir ilâh yoktur. O Hayy'dır, Kayyûm'dur.' (Âl-i İmrân, 2)" Bu hadis, Tirmizî, İbn Mâce ve Ebû Dâvûd'da rivâyet edilmiş olup ümmetin bu isme yönelmesi için büyük bir işarettir.
İsm-i Azam Nedir ve Hangi İsimlerde Saklıdır?
İsm-i Azam, Allah Teâlâ'nın doksan dokuz güzel ismi (Esmâü'l-Hüsnâ) içinde özel bir yere sahip olan, kendisiyle dua edildiğinde duanın geri çevrilmediği bilinen mübarek isimdir. Kur'ân-ı Kerîm'de A'râf Sûresi 180. âyette Rabbimiz: "En güzel isimler Allah'ındır. O'na o güzel isimlerle dua edin" buyurarak bu isimlere yönelmemizi emretmiştir. İslâm âlimleri İsm-i Azam'ın hangi isim olduğu hususunda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. İmam Gazâlî hazretleri Maksadü'l-Esnâ adlı eserinde bu meseleyi geniş bir şekilde ele almış, İsm-i Azam'ın "Allah" lafzı olduğu görüşünü tercih etmiştir. Zira "Allah" ismi, bütün kemâl sıfatları kuşatan, başka hiçbir varlığa verilmeyen has bir isimdir.
İmam Nevevî, İmam Süyûtî ve Fahreddin Râzî gibi büyük âlimler ise İsm-i Azam'ın Hayy ve Kayyûm isimlerinde tecelli ettiğini belirtmişlerdir. Bazı muhakkik âlimler ise bu ismin kulun ihlâs ve huzur hâline göre tezahür ettiğini, gönülden yapılan her samimi duanın o anda İsm-i Azam mertebesinde kabul gördüğünü ifade etmişlerdir. Hadis-i şerifte geçtiği üzere Hz. Enes (r.a.) bir adamın şöyle dua ettiğini işitmiştir: "Allahım, Senden istiyorum; çünkü hamd Sana mahsustur, Senden başka ilâh yoktur, Sen Mennân'sın, gökleri ve yeri yoktan var edensin, ey celâl ve ikram sahibi, ey Hayy, ey Kayyûm." Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.): "Bu kişi Allah'a İsm-i Azam'ı ile dua etti ki, O bu isimle istendiğinde verir, dua edildiğinde icabet eder" buyurmuşlardır.
İsm-i Azam'ın Sırrı ve Manevî Derinliği
İsm-i Azam'ın asıl sırrı, sadece harflerin telaffuzunda değil, kalbin o isme bağlanışında, ruhun teslimiyetinde ve kulluğun samimiyetindedir. İmam Rabbânî hazretleri Mektûbât'ında, İsm-i Azam'ın hakikatine erişebilmek için kalbin mâsivâdan arınması gerektiğini, dünyevî bağların gevşetilmesinin şart olduğunu belirtmiştir. Hz. Ali (r.a.) İsm-i Azam'ı bildiğini ifade etmiş ve Hayber'in fethinde, savaş meydanlarında bu mübarek isimle Rabbine ilticada bulunduğu rivâyet edilmiştir. Şah-ı Nakşibend hazretleri de müridlerine bu ismi belirli usul ve âdâb içinde telkin etmiş, sırrını ehline emanet etmiştir.
Bu mübarek isim, kâinatın yaratılış hikmetiyle de yakından alâkalıdır. Çünkü Allah Teâlâ, Zâriyât Sûresi 56. âyette: "Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım" buyurmaktadır. İsm-i Azam, kulluğun en yüksek mertebesi olan mârifetullaha ulaşmanın anahtarıdır. Kul, bu ismin sırrına erdikçe Rabbini daha derinden tanır, kendini daha gerçekçi görür ve dünyanın geçici renklerinden sıyrılır.
İsm-i Azam'ın Kerametleri ve Havâssı
İslâm tasavvuf geleneğinde İsm-i Azam'ın havâssı ve faziletleri üzerine müstakil eserler kaleme alınmıştır. İmam Bûnî'nin Şemsü'l-Maârif'i, Ahmed ed-Deyrebî'nin Mücerrebât'ı, İmam Yâfiî'nin ed-Dürrü'n-Nazîm'i bu sahanın başvuru kaynaklarındandır. Bu eserlerde İsm-i Azam ile yapılan duaların reddedilmediği, Allah'ın izniyle pek çok hâcetin görüldüğü, sıkıntıların def edildiği, hastalıkların şifa bulduğu nakledilmiştir.
İsm-i Azam'a sahip olan veya bu ismin sırrına vâkıf olan zâtlardan keramet babında şu nakiller meşhurdur. Hz. Âsaf bin Berhıyâ, Süleyman aleyhisselâmın veziri, Sebe Melikesi Belkıs'ın tahtını göz açıp kapayıncaya kadar İsm-i Azam ile getirmiştir. Bu hadise Neml Sûresi 40. âyette şöyle anlatılır: "Yanında Kitap'tan bir ilim bulunan zat dedi ki: Ben onu sana göz açıp kapamadan önce getiririm." Müfessirler, bu zatın İsm-i Azam'ı bildiğini ve onunla bu kerameti gösterdiğini ifade etmişlerdir.
Havâss ve Faziletler Bakımından Bilinen Tesirler
Geçmiş ulemânın eserlerinde nakledilen havâss ve faziletler arasında şunlar zikredilmiştir. Sıkıntı ve darlıktan kurtulmak için İsm-i Azam'ı içeren dualar büyük tesir göstermiştir. Hz. Yûnus aleyhisselâmın balığın karnında okuduğu "Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine'z-zâlimîn" (Enbiyâ, 87) duası da İsm-i Azam içeren dualardan kabul edilir ve Resûlullah (s.a.v.): "Bir Müslüman bu dua ile bir şey isterse Allah ona icabet eder" buyurmuştur.
Rızık genişliği için Hayy ve Kayyûm isimleri ile yapılan zikir, kalbin diriliğini ve maişetin bereketini celb eder. Hastalıklara şifa hususunda âlimler, ihlâsla yapılan İsm-i Azam zikrinin Allah'ın izniyle bedeni ve ruhi rahatsızlıklara devâ olduğunu kaydetmişlerdir. Düşman şerrinden korunmak, haset ve nazar tesirini def etmek, kalbe sekînet inmesi, ilim ve hikmet kapılarının açılması, borçtan kurtulmak ve nikâh ile evliliğin kolaylaşması bu isimle yapılan duaların tesirleri arasında zikredilen başlıca faziletlerdir.
İsm-i Azam'ın İnsanlara Faydaları
İsm-i Azam'ın en büyük faydası, kulu Rabbine yakınlaştırmasıdır. Bu yakınlık, dünyanın hiçbir nimetiyle kıyaslanamayacak bir manevî zenginlik kazandırır. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretleri Mesnevî'sinde, Allah'ın isimlerine dalan gönüllerin huzura erdiğini, mâsivâdan kurtulduğunu beyân etmiştir. Bu mübarek isim, kulun gönlünde tevhid şuurunu kuvvetlendirir, imanını derinleştirir ve takvâsını artırır.
İsm-i Azam ile dua eden kişinin niyetinin hâlis, kalbinin temiz ve maksadının meşru olması gereklidir. Çünkü bu isim, kibrin, gafletin ve riyânın bulunduğu kalplerde gerçek tesirini göstermez. İmam Şâzelî hazretleri, bu ismin sırrına ermek için tövbe, istiğfar, helâl lokma, namazlara devam ve salavat-ı şerife ile gönlün arıtılması gerektiğini vurgulamıştır.
Ra'd Sûresi 28. âyette Rabbimiz: "Bilesiniz ki kalpler ancak Allah'ı zikretmekle huzur bulur" buyurmaktadır. İsm-i Azam, bu zikrin zirvesidir. Sabah-akşam belirli bir edep ve usûl içinde, abdestli olarak, kıbleye dönerek, kalbi huşû ile çarparak yapılan İsm-i Azam zikri, kulun bütün hâlini değiştirir. Yüzüne nur, kalbine sekînet, rızkına bereket, ömrüne hayır getirir.
İsm-i Azam'a Talip Olanlara Manevî Tavsiyeler
İsm-i Azam'a talip olan kimsenin önce ehil bir mürşid-i kâmilin terbiyesine girmesi, sünnet-i seniyyeye sımsıkı sarılması ve farzları aksatmaması esastır. Beş vakit namazını cemaatle kılmaya gayret etmeli, gece teheccüd namazını ihmal etmemeli, dilini gıybetten, kalbini hasetten muhafaza etmelidir. Sâlih amellerin ardından, kabir ehline hayır hasenat göndermeli, ana-babanın duasını almalı, mazlumun âhından sakınmalıdır.
Unutulmamalıdır ki İsm-i Azam, satılan ya da pazarlıkla elde edilen bir formül değil; Rabbin sevdiği kuluna lütfettiği bir hâl, bir mârifet ve bir sırdır. Bu sırrı arayan kalp, önce kendi nefsini terbiye etmeli, sonra hizmet ehli olmalı, daha sonra da Allah'ın izniyle bu büyük isme âşinâ olabilmelidir. Allah Teâlâ ehline ihsan eder, bizleri de bu ihsanın muhataplarından eylesin.
Abdulfettah Hoca'nın Rahlesinden / İcazetli Havas ve Gizli İlimler Hocası
Sır Katibi - Manevi Mimar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.