Açılışa Özel Tüm Ürünlerde %10 İndirim Fırsatını Kaçırma !
Genel

Nazar Nedir? Nazardan Korunmanın Manevi Yolları

Nazar nedir, hakikati nedir? Kur'an, sünnet ve havas ilminin ışığında nazardan korunmanın manevi yolları, dualar ve büyük alimlerin tespitleri.

Admin 26 June 2026 29 okunma
Paylaş
Nazar Nedir? Nazardan Korunmanın Manevi Yolları

İnsanoğlunun varlığı kadar eski olan nazar meselesi, asırlardır mutasavvıfların, müfessirlerin ve havas ilmiyle iştigal eden alimlerin üzerinde hassasiyetle durduğu bir konu olmuştur. Görünmez bir okun kalbe saplanması misali, bazen bir bakış, bir iltifat, bir hayranlık; bedeni yorgun, ruhu kederli, evi huzursuz, işi bereketsiz kılabilir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Nazar haktır." buyurarak bu hakikati ümmetine açıkça bildirmiştir. Bu yazıda nazarın mahiyetini, Kur'an-ı Kerim'in işaretlerini, büyük alimlerin tespitlerini ve havas ilminin sunduğu manevi korunma usullerini tafsilatıyla ele alacağız.

Nazar Nedir? Manevi Hakikati ve Tesirinin Mahiyeti

Nazar, kelime manası itibarıyla "bakmak, gözle süzmek" demek olsa da ıstılahta; bir kimsenin haset, hayranlık veya kıskançlık dolu bakışından çıkan menfi enerjinin, karşısındaki kişide, eşyada yahut canlıda bir hasar oluşturmasıdır. Yani nazar, sadece sıradan bir bakış değil; nefsten süzülerek çıkan, kalpten beslenen, gözle yansıyan bir manevi tesirdir. Bu tesir bazen sahibinin haberi dahi olmadan, sevdiği bir varlığa karşı duyduğu aşırı hayranlıkla bile zuhur edebilir.

İmam Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân adlı muhteşem tefsirinde nazarın hakikatini izah ederken, Allah Teâlâ'nın bazı kullarda gözlerine has bir tesir yarattığını ve bunun ilahi bir tasarrufla vuku bulduğunu beyan eder. İmam Nevevî de Sahih-i Müslim şerhinde nazarın tıbben de izah edilebilecek bir hakikat olduğunu, ancak asıl menşeinin manevi olduğunu vurgular. Demek ki nazar; ne hurafedir, ne de zihinsel bir vehimdir; bizzat nass ile sabit, Resûlullah'ın haber verdiği bir hakikattir.

Kur'an-ı Kerim'de Nazara Dair İşaretler

Cenâb-ı Hak, Kalem Sûresi'nin 51. ayet-i kerimesinde şöyle buyurmaktadır:

"Hakikat şu ki o inkâr edenler Zikr'i (Kur'an'ı) işittikleri zaman neredeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi."

Müfessirlerin büyük çoğunluğu, başta İbn Abbas (r.a.) olmak üzere, bu ayetin nazarın hak olduğuna delil teşkil ettiğini söylemişlerdir. Hatta bazı sahabe-i kiram, bu ayet-i celileyi nazar değen kişilere okuyarak şifa bulmuşlardır.

Yine Felak ve Nâs sûreleri, yani Muavvizeteyn olarak bilinen iki sûre, her türlü kötülükten, hasetçinin haset ettiği zaman şerrinden ve insanların sinelerine vesvese veren cinnî ve insî şeytanlardan Allah'a sığınmayı emreder. Hazreti Aişe validemizin rivayetine göre, Peygamber Efendimiz her gece yatağına girmeden evvel ellerine üfleyerek bu iki sûreyi ve İhlas Sûresi'ni okur, mübarek bedenine sürerdi. Bu sünnet-i seniyye, nazardan korunmanın en temel reçetesidir.

Büyük Alimlerin ve Mutasavvıfların Nazara Bakışı

İmam Gazzâlî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn adlı eserinde, kalbin saflığının ve gözün korunmasının insanı pek çok manevi hastalıktan koruyacağını belirtir. Ona göre nazarın temelinde hasedin yer aldığını, hasedin ise Allah'ın taksimine razı olmamak olduğunu ifade eder. Bu sebeple bir mümin, başka birinin nimetine baktığında derhal "Maşaallah, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh" demelidir. Zira Resûlullah (s.a.v.) bunu emretmiştir.

İmam Buhârî'nin nakliyle, Sehl bin Huneyf (r.a.) yıkanırken Âmir bin Rabîa onu görüp güzelliğine hayran kalmış ve "Vallahi böyle bir cilt görmedim" demiştir. Akabinde Sehl yere düşüp baygınlık geçirmiştir. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.) "Sizden biri kardeşinde hayran olduğu bir şey gördüğünde ona bereket duası etsin" buyurmuş ve Âmir'e abdest aldırarak suyunu Sehl'in üzerine döktürmüştür. İşte bu hadise, hem nazarın hak olduğunun, hem de tedavi yöntemlerinin nasıl olduğunun en açık delilidir.

Nazarın Tesirini Hissettiren Belirtiler

Nazar isabet eden bir kimsede ani bitkinlik, sebepsiz hüzün, baş ağrısı, esneme krizleri, iştahsızlık, gözlerde yanma, kalpte daralma ve uyku düzensizlikleri görülebilir. Evlere isabet eden nazarda ise huzursuzluk, eşyaların sebepsiz kırılması, ailevi geçimsizlikler, bereketsizlik baş gösterir. İşyerinde ise müşterinin azalması, kazancın eriyip gitmesi, ortaklar arasında soğukluk gibi alametler zuhur edebilir. Manevi mimarların ve havas ehlinin tespitlerine göre bu belirtilerin birkaçı bir arada bulunuyorsa, o haneye yahut şahsa nazar isabet etmiş olma ihtimali kuvvetlidir.

Havas İlminde Nazardan Korunma Usulleri

Havas ilmi, ayet ve esmâ-i hüsnâ'nın havâssıyla, yani manevi tesirleriyle iştigal eden ulvi bir ilimdir. Bu ilmin erbabı, asırlar boyunca nazarın def'i için pek çok reçete bırakmışlardır. Bunların başında Âyetü'l-Kürsî gelir. Sabah-akşam okunan Âyetü'l-Kürsî, kişiyi bir surla kuşatır; ne göz ne de cin tesir edebilir. Resûlullah (s.a.v.) "Her kim sabahleyin Âyetü'l-Kürsî okursa, akşama kadar; akşam okursa sabaha kadar Allah'ın muhafazasındadır" buyurmuştur.

Yine Felak ve Nâs sûrelerinin günde üçer defa okunması, bilhassa sabah, akşam ve yatsı sonrası tekrarlanması, nazarın kalkanını oluşturur. Kalem Sûresi'nin 51-52. ayetleri ise nazar değdiğinden şüphelenilen kişinin üzerine okunduğunda son derece tesirlidir. Ehlullah'ın naklettiğine göre, bu ayetler bir bardak suya okunup nazar değen kimseye içirildiğinde ve bir miktarı da başına serpildiğinde, Allah'ın izniyle şifa hasıl olur.

Esmâ-i hüsnâdan "Yâ Hafîz" ism-i şerifinin günlük zikri, manevi muhafazayı temin eder. "Yâ Vedûd" ismi ise kalplere ülfet ve muhabbet ihsan ederek hasedin önünü keser. Hâcegân yolunun büyükleri, talebelerine her sabah "Bismillâhillezî lâ yedurru ma'asmihî şey'ün fi'l-ardı ve lâ fi's-semâi ve hüve's-Semîu'l-Alîm" duasını üç defa okumayı tavsiye etmişlerdir. Bu duayı okuyan kimseye o gün hiçbir bela isabet etmez.

Sünnet-i Seniyyeye Uygun Pratik Korunma Yolları

Nazardan korunmak için yalnızca okumalar değil, aynı zamanda gündelik hayattaki bazı incelikler de büyük ehemmiyet arz eder. Sahip olunan nimeti gereksiz yere teşhir etmemek, evlatların güzelliğini, malın bolluğunu, işin rağbetini sürekli ön plana çıkarmamak peygamber edebindendir. Hazreti Yakup (a.s.) oğullarına Mısır'a girerlerken farklı kapılardan girmelerini tavsiye etmiş, bu da nazardan korunma babında bir tedbir olarak yorumlanmıştır. Yusuf Sûresi'nin 67. ayeti bu hakikate işaret eder.

Sabah uyanır uyanmaz abdestli olarak güne başlamak, evden çıkarken besmele çekip "Bismillâhi tevekkeltü alâllâh, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh" demek, akşam evine dönerken yine besmele ile girmek, yemekten önce ve sonra Allah'ı zikretmek, gusül abdestini ihmal etmemek; bütün bunlar kişinin etrafında manevi bir hisar oluşturur. Üzerinde her daim bir miktar tuz yahut karanfil bulundurmak da Anadolu irfanında yaygın bir gelenek olarak süregelmiştir; lakin asıl olan kalbin Allah'a bağlılığıdır.

Nazar Duası ve Suyun Havâssı

Nazar değen bir kimseye okunacak en tesirli dualardan biri Resûlullah'ın (s.a.v.) Hasan ile Hüseyin (r.a.) için okuduğu rivayet edilen şu duadır:

"Eûzü bi-kelimâtillâhi't-tâmmeti min külli şeytânin ve hâmmetin ve min külli aynin lâmmeh."

Yani: "Her şeytanın, her zararlının ve değen her gözün şerrinden Allah'ın tam kelimelerine sığınırım." Bu dua bir bardak temiz suya yedi defa okunduktan sonra nazar değen kimseye içirilir ve bir miktarı yüzüne, ensesine sürülürse, Allah'ın izniyle şifa zuhur eder.

Sufiyye taifesinden bazı zatlar, nazarın def'i için bir miktar suya Fatiha, Âyetü'l-Kürsî, Felak ve Nâs sûrelerini okuyarak hastaya içirmeyi adet edinmişlerdir. Aynı şekilde abdest suyu üzerine bu sûrelerin okunması, kişinin kalkanını kat kat artırır. Unutulmamalıdır ki şifa Allah'tandır; okumalar yalnızca birer vesiledir. Asıl olan, kalbin tevhidde sabit, niyetin halis, tevekkülün tam olmasıdır.

Hatime: Tevekkül ve Edebin Muhafazası

Mümin, nazarın hak olduğunu bilmekle beraber, ondan haddinden fazla korkmaz; zira her şey Allah'ın takdiriyle vukua gelir. Nazardan korunmak için tedbir almak sünnet, tevekkül ise farzdır. Hazreti Mevlânâ'nın buyurduğu gibi: "Korktuğun başına gelir; sevdiğine kavuşursun." Onun için kalbi Allah ile mutmain kılmak, dili zikirle yumuşatmak, gözü harama yummak, eli helale uzatmak nazarın ve her türlü manevi musibetin en sağlam siperidir. Rabbim cümlemizi Hâfız ism-i şerifinin tecellîsiyle her türlü gözden, hasetten ve manevi tehlikeden muhafaza eylesin. Âmin.



Abdulfettah Hoca'nın Rahlesinden / İcazetli Havas ve Gizli İlimler Hocası

Sır Katibi - Manevi Mimar


Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yorum Yap

Nazar Nedir? Nazardan Korunmanın Manevi Yolları
Bildirimler
Sepetim