Havas Ül Havas İlmi: İnsan Üzerinde Rahmani Etkiler
Havas Ül Havas ilmi ile insan üzerinde tecelli eden rahmani işlemlerin sükûnet, şifa, ahlak, rızık ve manevi korumaya dair etkileri.
İnsanın kalbi, Yüce Rabbimizin nazargâhıdır; bu kalbe düşen her rahmani nur, kişinin hayatında derin bir dönüşüm başlatır. Havas ül Havas ilmi, bu dönüşümün mahiyetini, esrarını ve tesirlerini asırlar boyunca üstatların rahle-i tedrisinde inceleyen bir hikmet mektebidir. Bu ilim; Kur'an harflerinin, esmâ-i hüsnânın ve ayetlerin batınî sırlarıyla insan ruhu arasındaki köprüyü kurar. Bu yazıda, Havas ül Havas ilmi ile insan üzerinde tecelli eden rahmani işlemlerin etkilerini, ehlinin kaleminden süzülen hakikatler ışığında ele alacağız.
Havas Ül Havas İlminin Kaynağı ve Meşruiyeti
Havas ilminin kaynağı, Kur'an-ı Kerim'in kendisidir. Rabbimiz Yûnus Sûresi 57. ayette şöyle buyurur: "Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifâ, mü'minler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir." Bu ayet, Kur'an'ın yalnızca lafzıyla değil, manasıyla ve batınî sırlarıyla da bir şifa kaynağı olduğunu açıkça beyan eder. İsrâ Sûresi 82. ayette ise "Biz Kur'an'dan mü'minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz" buyurularak, bu ilmin ilahi menşei tescillenmiştir.
İmam Gazâlî hazretleri, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn eserinde, esmâ-i hüsnâ ile yapılan zikir ve duaların insan ruhunda köklü değişimlere sebep olduğunu belirtir. İmam Bûnî hazretleri Şemsü'l-Meârif adlı eserinde, İmam Gazâlî ise Cevâhirü'l-Kur'an'da, ayet ve esmâların havas yönünün ancak ihlas ve takva sahibi kimseler tarafından hakkıyla anlaşılabileceğini vurgular. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî de Mesnevî'sinde, kelâmın zâhirinin lafız, batınının ise mana denizi olduğunu tekrar tekrar hatırlatır.
Rahmani İşlem Nedir ve Şeytani İşlemden Farkı
Rahmani işlem; niyeti Allah rızası olan, kaynağı Kur'an ayetleri, esmâ-i hüsnâ, salavât-ı şerife ve meşru dualar olan, hiçbir mahluka zarar vermeyen, aksine hayır, şifa, muhabbet ve hidayet üzerine bina edilmiş manevi bir amelin ismidir. Bu işlemin temelinde abdest, taharet, namaz, oruç, riyazet ve kalp temizliği vardır. Şeytani işlemler ise cinlerle pazarlığa dayalı, küfür kelimeleri barındıran ve insanlara zarar vermek için kurgulanmış karanlık uygulamalardır.
Ebû Hâmid el-Gazâlî'nin ifadesiyle:
"Nur, ancak nurla birleşir; karanlık, ancak karanlığı çeker."
Dolayısıyla rahmani işlemler, insanın fıtratındaki asli nuru harekete geçirir; şeytani olanlar ise perdeleri kalınlaştırır. Bu yüzden ehl-i havas, talebeyi önce ihlas ve edep dersine oturtur, sonra ismin sırrına yaklaştırır.
İnsan Ruhuna Yansıyan İlk Tesirler
Rahmani havas amelleri, insan ruhu üzerinde ilk olarak sükûnet ve temkin oluşturur. Ra'd Sûresi 28. ayette buyrulduğu üzere: "Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'ın zikriyle mutmain olur." Havas ilminin en birinci meyvesi, işte bu mutmain kalbin inşasıdır. Vird edilen esmâlar ve okunan ayetler kalbin pasını siler; kişi, günlük hayatın gürültüsü içinde kaybettiği iç dengesini yeniden bulur.
İkinci büyük tesir, basiretin açılmasıdır. İmam Şa'rânî hazretleri, kalbin bir ayna olduğunu, esmâ zikrinin ise bu aynayı cilaladığını söyler. Cilalanan ayna, hem kendisini hem de karşısındakini olduğu gibi görmeye başlar. Böylece insan; kendi nefsinin oyunlarını, çevresindeki niyetleri ve olayların arkasındaki hikmeti fark eder hale gelir.
Bedene ve Sağlığa Yönelik Rahmani Etkiler
Havas ül Havas ilminde bedenî şifa, ruhî şifanın gölgesinde gerçekleşir. Fâtiha Sûresi'nin "eş-Şâfî" ismiyle birlikte tilaveti, Yâsîn-i Şerîf'in belirli edeplerle okunması, İhlâs Sûresi'nin belirli sayılarla vird edilmesi, insan bedeninde manevi bir dirilik meydana getirir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in "Fâtiha her derde şifadır" hadis-i şerifi, bu ilmin ana kapılarından birini aralar.
Bu tesir; bağışıklığın güçlenmesi, uyku düzeninin oturması, migren ve sıkıntı hâllerinin hafiflemesi, sinirlerin yatışması gibi somut yansımalarla kendini gösterir. Ancak ehl-i havas, bu ilmi asla tabibin yerine ikame etmez; aksine tıbbi tedaviyi manevi destekle taçlandırır. Zira Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm, hem duayı emretmiş hem de tedaviyi tavsiye etmiştir.
Nefsanî Arınma ve Ahlak Güzelliği
Havas ilminin en derin tesirlerinden biri, ahlakın güzelleşmesidir. "Yâ Halîm", "Yâ Rahmân", "Yâ Vedûd" gibi esmâların düzenli virdi, kişide sabır, merhamet ve muhabbet duygularını inkişaf ettirir. İmam Kuşeyrî hazretleri Risâle'sinde, esmânın zikrinin kişide o ismin manasını tecelli ettirdiğini yazar. Yani "Halîm" ismini zikreden, zamanla hilm sahibi olur; "Sabûr" ismini virdine katan, sabrın hakikatine erer.
Bu ahlakî dönüşüm, aile hayatına, iş ilişkilerine ve komşuluğa doğrudan yansır. Öfkeli bir dil yumuşar, kırıcı bir üslup şefkate döner, kibirli bir duruş tevazuya bürünür. Ehl-i havasın nazarında bu dönüşüm, yapılan işlemlerin en büyük fazileti ve en makbul semeresidir.
Rızık, Bereket ve Kapıların Açılması
Havas ilminde "Yâ Fettâh", "Yâ Rezzâk", "Yâ Vehhâb" isimleri, kapıların açılması ve rızkın bereketlenmesi için özel bir yere sahiptir. Vâkıa Sûresi'nin geceleri okunmasının fakirlikten emin kıldığına dair hadis-i şerif, bu ilmin klasik dayanaklarından biridir. Ancak bu tesirler, yalnızca lafzî bir okuyuşla değil; helal lokma, dürüst kazanç, kul hakkına riayet ve zekat gibi farzlarla birleştiğinde tam meyvesini verir.
Üstatlar der ki:
"Havas, tembellik ilmi değildir; gayrete taç, teslimiyete kanattır."
Yani kişi çalışacak, koşacak, sebeplere sarılacak; havas ise bu sebeplerin üstüne rahmet yağmurunu davet eden bir vesile olacaktır. Bu anlayışla yapılan ameller, rızkın hem miktarını hem de bereketini artırır.
Muhabbet, Ülfet ve Aile Saadeti
Rahmani havas işlemlerinin en zarif tesirlerinden biri de kalpler arasında ülfet ve muhabbetin yeşermesidir. Enfâl Sûresi 63. ayette Rabbimiz buyurur: "O, kalplerinin arasını uzlaştırandır. Sen yeryüzünde bulunan her şeyi verseydin, yine onların gönüllerini birleştiremezdin. Fakat Allah onların aralarını bulup kaynaştırdı." İşte havas ilminin muhabbet babındaki amelleri, bu ayetin sırrına dayanır.
Eşler arasındaki gerginliğin çözülmesi, ana-baba ile evlat arasındaki soğukluğun sıcaklığa dönmesi, dargın akrabaların barışması gibi tesirler; "Yâ Vedûd", "Yâ Latîf" ve salavât-ı şerife virdlerinin bereketiyle gerçekleşir. Ancak bu ameller asla bir kimsenin iradesini zorlamak, gayrimeşru bir bağ kurmak için kullanılmaz; kullanıldığı takdirde rahmani sınırdan çıkar, sahibine döner.
Manevi Koruma ve Hıfz
Havas ül Havas ilminin en çok başvurulan alanlarından biri, manevi korunmadır. Âyetü'l-Kürsî, Felâk ve Nâs sûreleri, Bakara Sûresi'nin son iki ayeti; nazar, sihir, cin şerri ve kötü niyetli kimselerden korunmak için Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm tarafından bizzat tavsiye edilmiştir. Bu ayetlerin belirli edepler ve niyetlerle tilaveti, kişinin etrafında manevi bir hisar oluşturur.
Bu hisar; kişiyi hem görünen hem görünmeyen zararlardan muhafaza eder, ruhî depresyonu hafifletir, karabasan ve kâbus türü rahatsızlıkları giderir. Ehl-i havasa göre bu ayetlerin sürekliliği, imanın da sürekliliğine bir işarettir. Zira koruma isteyen kalp, önce kendisini Rabbine bağlar.
Ehline Teslim Olmanın Ehemmiyeti
Şunu unutmamak gerekir ki, Havas ül Havas ilmi bir mürşid-i kâmilin nezareti olmaksızın, kitaplardan derlenerek uygulanacak bir ilim değildir. İmam Bûnî, Ahmed b. Ali el-Bûnî, Şeyh Ekber Muhyiddin İbnü'l-Arabî gibi büyüklerin eserlerinde ısrarla vurguladıkları husus şudur: bu ilim, bir üstadın elinde tekemmül eder. Aksi halde talebe, kendisine zarar verebilir.
Bu sebeple rahmani havas yolunda ilerlemek isteyen kimse; önce farzları tam yapmalı, sünnete tutunmalı, haramdan kaçınmalı, ehl-i bir zâtın rahlesine oturmalı ve tedricî bir yolla ismin sırrına yaklaşmalıdır. Ancak o zaman, yapılan amellerin tesirleri kalıcı, meyveleri berrak, semereleri ise ebedî olur.
Abdulfettah Hoca'nın rahlesinden imzasıyla…Sır Kâtibi ve Manevi Mimar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.