İcazetsiz Havas İlmi Olur mu? Ehlinden Alınmanın Sırrı
Havas ilmi ehline mahsus bir emanettir. İcazetsiz amel neden tehlikelidir, ulema ne der ve bu ilmin sırrı nasıl açılır? Cevaplar bu yazıda.
Havas ilmi, esrarı derin bir bahçedir; kapısında bekçisi olan, anahtarını ehline teslim eden bir hazinedir. Bu ilmin özüne temas etmek isteyen her talip, ilk adımda bir soruyla yüzleşir: İcazetsiz havas ilmi olur mu? Bu sorunun cevabı, sadece bir usul meselesi değil, aynı zamanda bir edep, sorumluluk ve emanet meselesidir. Zira bu ilim, taşıyıcısını da taşınanı da imtihan eden bir emanettir.
Havas İlmi Nedir ve Kaynağı Neye Dayanır
Havas ilmi, kısaca esmâ-i hüsnâ'nın, ayet-i kerimelerin, sûrelerin, harflerin ve zikirlerin taşıdığı ilâhî sırlara dayanan bir marifet ilmidir. Kaynağı doğrudan Kur'an-ı Kerim, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) sünneti ve ehl-i beyt ile evliyaullahın manevi mirasıdır. Yüce Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur: "Biz Kur'an'dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, müminler için şifa ve rahmettir." (İsrâ, 82). İşte havas ilmi, bu şifa ve rahmetin kapılarını, ehline mahsus usullerle aralayan ilimdir.
İmam Gazâlî hazretleri, İhyâ'sında ilimleri açıklarken bazı ilimlerin "mestur" yani örtülü olduğunu, bu ilimlerin ancak kalbi arınmış, edebi tamam, silsilesi sahih olan kimseler tarafından taşınabileceğini beyan eder. Aynı hakikati İmam Bûnî, Şemsü'l-Maârif'inde defalarca vurgular ve bu ilme talip olanı önce bir mürşidin dizinin dibine oturmakla mükellef tutar.
İcazet Nedir ve Havas İlminde Neyi İfade Eder
İcazet; bir ilmi, bir ameli, bir zikri ya da bir vazifeyi ehlinden alarak, o ilmin sahibinden gelen silsileyle sahih bir şekilde tevarüs etmektir. İcazet, sadece "okudum, öğrendim" demek değildir; hocanın talebesine, "Sen bu emaneti taşımaya ehil oldun, artık usulüne uygun olarak bu ilmi yaşayabilir ve nakledebilirsin" demesidir. Bir bakıma, bir zincirin halkasına eklenmektir; halkanın öteki ucu ise Rasûlullah Efendimiz'e (s.a.v.) ulaşır.
Havas ilminde icazet, yalnızca bir belge değildir; manevi bir tasarruftur. Hocanın nefesi, himmeti, duası ve tecrübesiyle birlikte talebeye geçen bir emanettir. İcazetsiz okunan bir vird, dilde kalır; icazetle okunan bir vird ise kalbe iner, ruha nüfuz eder ve tesirini gösterir. Bu yüzden ehl-i tarik büyükleri, "İcazetsiz amel, ruhsuz bedene benzer" derler.
Silsile ve Nefesin Önemi
İmam Rabbânî hazretleri Mektûbât'ında, ilmin ve amelin bereketinin silsileye bağlı olduğunu açıkça ifade eder. Silsilesi olmayan bir amel, kaynağı belli olmayan bir suya benzer; içen kanmaz, hatta bazen zarar görür. Havas ilminde de durum farksızdır. Bir esmayı, bir ayeti veya bir hizbi okumak, kitaptan alınacak kuru bir bilgi meselesi değildir. Onun ardında bir nefes, bir himmet, bir izin vardır.
İcazetsiz Havas Ameline Girişmenin Tehlikeleri
Bugün pek çok kimse, elinde bir kitap ya da internetten indirdiği bir dua ile havas dünyasına adım atmakta, ne yaptığından, hangi kapıları çaldığından habersiz bir şekilde amellere girişmektedir. Oysa bu ilmin mizacı, dikkat, edep ve teslimiyet ister. İcazetsiz girilen bu yolda karşılaşılabilecek tehlikeler pek çoktur.
Evvela, kişi okuduğu amelin şartlarını, vakitlerini, adedini ve edebini bilmediği için amel tesir etmez, hatta tam tersi bir tesir bile gösterebilir. İkincisi, bazı ayet ve esmâların taşıdığı yük, hazırlıksız kalpler için ağır gelir; bu durum kişide manevi sıkıntı, ruhsal daralma ve hatta bedensel rahatsızlıklara sebep olabilir. Üçüncüsü, ehli olmayan kimsenin havas yolunda karşısına çıkabilecek gaybî varlıklarla baş etmesi mümkün değildir. Ebu Hâmid el-Gazâlî bu tehlikeyi "Denize daldığı hâlde yüzme bilmeyen adamın hâline" benzetir.
Şeyh Ahmed el-Bûnî, kitabının mukaddimesinde tam da bu meseleye dikkat çekerek şöyle der:
"Bu ilme dalıp da mürşidsiz ilerleyen, yolunu şaşırır. Zira bu ilim, kitaptan değil, ehlinden alınır."
Aynı şekilde İmam Suyûtî hazretleri de havas ile ilgili risalelerinde, bu ilmin bir ustadan alınmadıkça asla tesir etmeyeceğini defalarca hatırlatır. Şeyh Muhyiddin İbn Arabî hazretleri de Fütûhât'ında, sırların ehli olmayan kimseye açılmasının, o kimse için hem dünyada hem ahirette büyük bir vebal olacağını beyan eder.
Havas İlminin Fazileti ve Bereketi
Havas ilmi, ehline mahsus olduğunda, ümmete ve fertlere büyük bir rahmet kapısıdır. Kur'an-ı Kerim'in her harfinde, her esmânın her tecellisinde bir şifa, bir bereket, bir manevi kuvvet gizlidir. Fâtiha Sûresi'nin şifa oluşuna dair Hz. Peygamber'in (s.a.v.) "Fâtiha, her derde devadır" hadis-i şerifi, bu ilmin özünü ortaya koyar. Ya-Sîn Sûresi'nin "kalbü'l-Kur'an" olarak vasıflandırılması, İhlâs Sûresi'nin Kur'an'ın üçte birine denk sayılması, Ayete'l-Kürsî'nin koruyucu tesiri hep bu ilmin faziletlerine işarettir.
Ancak bu faziletler, ehli olmayana açılmaz. Bir bahçenin en güzel gülleri, bahçıvanının izniyle koklanır. Havas ilminde de esmâların, ayetlerin, virdlerin faziletlerinden istifade edebilmek, o kapının anahtarını taşıyan bir mürşidin izniyle mümkündür. Aksi hâlde, bahçenin duvarından atlayıp gül koparmaya çalışan kimse, ya dikene batar ya da bahçenin bekçisiyle karşılaşır.
Ehl-i Sünnet Ulemasının Ortak Tavrı
Ehl-i sünnetin büyük alimleri, havas ilminin İslam'ın çerçevesi içinde kaldığı sürece meşru olduğunu, ancak mutlaka bir üstaddan alınması gerektiğini vurgulamışlardır. İmam Şa'rânî, Tabakatü'l-Kübrâ'sında evliyaullahın havas ilmindeki tasarruflarını naklederken, hepsinin bu ilmi bir üstaddan öğrendiğine dikkat çeker. Hiçbir hakiki veli, bu ilme kendi başına başlamamış, mutlaka bir kapıya baş koymuştur.
Doğru Yol: Ehline Teslim Olmak
Havas ilmine talip olan kimseye düşen ilk vazife, önce niyetini halis kılmak, sonra da ehline teslim olmaktır. Niyet halis olmadıkça bu ilim, kişiye rahmet değil, imtihan olur. Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de "Ehline sorun, eğer bilmiyorsanız" (Nahl, 43) buyurmaktadır. Bu ayet-i kerime, sadece fıkhî meseleler için değil, ilmin her sahası için geçerlidir. Havas ilmi de ehline sorulacak, ehlinden alınacak bir ilimdir.
Bir mürşide bağlanmak, sadece bir hocanın talebesi olmak değildir; bir yolun, bir edebin, bir sükûnetin talebesi olmaktır. Havas ilmi bu edep içinde alındığında, hem taşıyıcısını yükseltir hem de etrafına şifa saçar. İcazetsiz alınan ilim ise, sahibinin de etrafındakilerin de huzurunu kaçırabilir.
Sonuç: Emanetin Ağırlığını Bilmek
İcazetsiz havas ilmi olmaz. Bu, ehl-i sünnet ulemasının, muhakkik meşayihin ve bu yolun büyüklerinin ortak beyanıdır. Havas ilmi, kitaplarda satırlar hâlinde durur; ama hakikati ancak bir sadrdan diğer sadra, bir kalpten diğer kalbe geçerek yaşanır. Bu emanet, taşıyanı da taşıdığını da yücelten bir emanettir; yeter ki usulüne uygun taşınsın.
Bu yolun talibine düşen, aceleyi bırakmak, edebe sarılmak ve ehline teslim olmaktır. Zira sırların kapısı, edep anahtarı olmadan açılmaz; havas ilminin şifası, icazet nefesi olmadan devşirilmez. Rabbimiz cümlemizi ehline teslim olan, edebini muhafaza eden, emaneti hakkıyla taşıyan kullarından eylesin.
Abdulfettah Hoca'nın rahlesindenSır Katibi ve Manevi Mimar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.