Borçtan Kurtulmak İçin Yapılacaklar ve Hizbün Nasr Sırrı
Borç yükünden kurtulmak için Kur'an, sünnet ve havas ilmi ışığında Hizbün Nasr'ın sırları, adabı ve borçlu için manevi reçeteler.
Borç yükü, insanın omuzlarına çöken görünmez bir ağırlıktır. Kalbi daraltır, uykuları böler, kişinin ibadet ve aile huzurunu dahi gölgeler. Rasulullah Efendimiz (s.a.v.), sabah-akşam dualarında borç sıkıntısından Allah'a sığınırdı; bu durum bize göstermektedir ki borç, hem maddi hem manevi bir imtihandır. Bu imtihanı aşmanın yolu ise yalnızca dünyevi tedbirlerden ibaret değildir; asıl kurtuluş, tedbir ile tevekkülü, sebep ile duayı, gayret ile havas ilminin berrak kapılarını birleştirmekten geçer. İşte bu noktada, ehl-i tarikin ve Ehl-i Sünnet ulemasının tecrübe ile sabit kıldığı Hizbün Nasr, borç deryasında boğulmak üzere olan mümine uzatılmış manevi bir el gibidir.
Borcun Manevi Boyutu ve Kur'an'ın Reçetesi
Borç, sadece cüzdanı değil kalbi de esir alan bir bağdır. Cenab-ı Hak, Bakara Suresi'nin 245. ayetinde şöyle buyurmaktadır: "Kim Allah'a güzel bir borç verirse, Allah da onun karşılığını kat kat artırır. Daraltan da, genişleten de Allah'tır." Bu ayet, rızkın ve genişliğin yalnızca Allah'ın elinde olduğunu; darlığın da bir imtihan, genişliğin de bir lütuf olduğunu bize hatırlatır. İmam Gazâlî Hazretleri, İhyâu Ulûmi'd-Dîn adlı eserinde, borçlunun ilk yapması gerekenin nefis muhasebesi olduğunu söyler. Zira çoğu darlığın kökeni, farkında olunmayan bir israf, bir yeminin bozulması ya da haram bir lokmanın kalbe düşürdüğü perdedir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hz. Ali (r.a.)'a öğrettiği meşhur duada şöyle buyurmuştur: "Allah'ım! Helalinle yetindir beni haramına, fazlınla muhtaç etme senden başkasına." Bu dua, borçtan kurtulmanın manevi anahtarıdır. Çünkü borç, kişiyi Allah'tan başkasına muhtaç eder; asıl istenmesi gereken ise sadece O'na muhtaç olmaktır.
Hizbün Nasr Nedir ve Kim Tarafından Tertip Edilmiştir?
Hizbün Nasr, "Zafer Hizbi" anlamına gelen, Şâzelî tarikatının kurucusu Ebu'l-Hasan eş-Şâzelî Hazretleri'ne nispet edilen, ayet-i kerimeler ve esma-i şerifelerden mürekkep muazzam bir vird-i şeriftir. Kaynaklarda, İmam Şâzelî'nin bu hizbi bir savaş öncesinde Rasulullah Efendimiz'in manevi işaretiyle tertip ettiği rivayet edilir. İçinde Fetih, Bakara, Enfâl ve Kamer Surelerinden zafer ve galebe ayetleri bulunur. Her ne kadar ismi "zafer" ile anılsa da bu zafer sadece kılıçların değil; hastalığın, düşmanın, sihrin, fakirliğin ve borç yükünün mağlup edilmesini de kapsar.
Büyük mutasavvıflardan İmam Şa'rânî, Tabakâtü'l-Kübrâ'sında Hizbün Nasr'ın okuyucusuna sekiz kapıdan kuşatan bir manevi kalkan olduğunu söyler. Osmanlı ulemasından İsmail Hakkı Bursevî de tefsirinde bu hizbin, sıkışmış işleri açan, kapanmış rızık kapılarını yeniden aralayan bir sır olduğunu belirtmiştir.
Borçtan Kurtulmak İçin Öncelikli Tedbirler
Havas ilminde asıl olan, sebeplere sarılmadan sırlara sığınmamaktır. Zira Efendimiz (s.a.v.), "Deveni bağla, sonra tevekkül et" buyurmuştur. Borçtan kurtulmak isteyen kişi öncelikle tüm giderlerini bir kâğıda döküp gerçek borç miktarını net olarak bilmelidir. Kalbin darlığı çoğu zaman bilinmeyenden korkmaktan doğar; borcun büyüklüğünü bilmek, çözümün ilk adımıdır.
İkinci adım, israfın önüne set çekmektir. İmam Rabbânî Hazretleri, Mektubat'ında, "Bereket israfın olmadığı sofrada iner" diye buyurur. Küçük gibi görünen israflar, farkında olmadan büyük borçların anasıdır. Üçüncü olarak, mümkün olan en küçük borcu dahi hemen kapatmaya çalışmak gerekir; çünkü her kapanan borç, kalpten bir düğüm çözer ve yeni bereket kapıları aralar.
Sadaka vermek ise borçlunun ihmal ettiği en büyük hazinedir. "Sadaka malı eksiltmez, artırır" hadisi, borçlu için tam bir müjdedir. Kişi borçlu olsa dahi imkânı nispetinde küçük de olsa gizli bir sadaka vermelidir; zira gizli sadaka, Rabbin gizli hazinelerinin anahtarıdır.
Hizbün Nasr'ın Borç İçin Havas ve Faziletleri
Havas uleması, Hizbün Nasr'ı borçtan kurtulmak niyetiyle okumanın belli adap ve şartları olduğunu belirtir. Bu şartlara riayet edildiğinde, tecrübe ile sabit olduğu üzere, umulmadık kapılardan rızık ve ferahlık gelir. İmam Bûnî Hazretleri, Şemsü'l-Maârif adlı eserinde bu hizbin özellikle kapanmış kapıları açma, düşmanı def etme ve maddi darlığı gidermede tesirinin çok kuvvetli olduğunu nakleder.
Borç için Hizbün Nasr okuyacak kişi öncelikle abdestli olmalı, kıbleye yönelmeli ve tam bir huşû ile başlamalıdır. Okumaya başlamadan evvel yedi Fatiha okunur; birincisi Rasulullah Efendimiz'in ruhuna, ikincisi dört halifenin ruhuna, üçüncüsü İmam Şâzelî Hazretleri'nin ruhuna, dördüncüsü silsile-i saadatın büyüklerine, beşincisi ana-babanın ruhuna, altıncısı tüm mümin kardeşlere ve yedincisi kişinin hacetinin kabulü niyetine hediye edilir. Ardından yüz defa "Estağfirullah el-Azîm" ile kalp tasfiye edilir.
Hizbün Nasr, kırk bir gün boyunca terk edilmeksizin okunduğunda, ehli tarafından defalarca tecrübe edildiği üzere, borçlunun umulmadık yönden rızka nail olduğu görülmüştür. Bazı üstadlar bu virdin özellikle seher vakti ve akşam ezanından hemen sonra okunmasını tavsiye eder; zira bu iki vakit, semanın kapılarının ardına kadar açıldığı iki mübarek andır.
Borçlunun Terk Etmemesi Gereken Vird ve Dualar
Hizbün Nasr'ın yanında borçlunun sabah-akşam okumayı ihmal etmemesi gereken bazı virdler vardır. Efendimiz (s.a.v.)'in Muâz b. Cebel'e öğrettiği rivayet edilen şu dua bunların başında gelir: "Allahümme yâ Ganiyyü yâ Hamîd, yâ Mübdiu yâ Muîd, yâ Rahîmü yâ Vedûd, eğninî bi-halâlike an harâmike ve bi-tâatike an ma'siyetike ve bi-fadlike ammen sivâk." Bu dua, borçtan kurtulmak isteyenler için adeta yazılmış ilahi bir reçetedir.
Bunun yanında Vâkıa Suresi'nin her gece okunması, selef-i sâlihînden bu yana tavsiye edilen bir ameldir. Abdullah bin Mesud (r.a.) şöyle buyurmuştur: "Kim her gece Vâkıa Suresi'ni okursa ona ebediyen fakirlik dokunmaz." Yine Yâ Fettâh, yâ Rezzâk, yâ Vehhâb esmalarını yatsıdan sonra belli bir sayıda zikretmek, rızık kapılarının açılmasına vesiledir. İmam Nevevî el-Ezkâr'ında bu esmaların, borçtan kurtulmak niyetiyle okunduğunda özel bir tesire sahip olduğunu belirtir.
Kalbi Onarmadan Cebin Onarılmayacağını Bilmek
Şunu asla unutmamak gerekir. Borç, çoğu zaman kalpteki bir arızanın dışa vurumudur. Kul hakkı, terk edilmiş bir namaz borcu, ödenmemiş bir zekât, yerine getirilmemiş bir yemin ya da kırılmış bir gönül, üzerimize maddi borç olarak geri döner. Mevlana Hazretleri, Mesnevî'sinde şöyle der. Denizin dalgası, ancak dibindeki rüzgârla belli olur. Bizim maddi darlıklarımız da manevi âlemimizdeki fırtınaların dışa vuran dalgalarıdır.
Bu sebeple borçlu, önce üzerindeki kul haklarını araştırıp helalleşmeli, kaza namazlarına başlamalı, mümkünse bir manevi rehberin gözetiminde tövbe-i nasuh ile Rabbine yönelmelidir. Ancak bundan sonra okunan Hizbün Nasr, tesirini en yüksek derecede gösterir. Zira temizlenmemiş bir kalp, en büyük virdin dahi nurunu tam olarak aksettiremez.
Sabır ve Tevekkülün Mühürlediği Kapı
Borçtan kurtulmak bir gecede olmayabilir. Kırk bir gün Hizbün Nasr okuyan biri, kırkıncı gün hâlâ bir kıpırtı görmezse ümitsizliğe düşmemelidir. Zira İbrahim Hakkı Erzurumî Hazretleri Mârifetnâme'sinde şöyle buyurur. Rabbin ihsanı, kulun sabrının kemale erdiği anda gelir; erken gelen ihsan, kulu şımartabilir. Bu yüzden kapı açıldığında en güzel şekilde açılsın diye Rabbimiz bazen tam kapanmış gibi görünen bir kapının ardında kırk bir hazine biriktirir.
Borçlu mümin, virdine devam ettiği sürece kazandığının bereketleneceğini, borçlularının yumuşayacağını, umulmadık yerlerden yardımların geleceğini bilmelidir. Yeter ki niyet halis, kalp temiz, dil zikirle meşgul olsun. Rabbimiz kimseyi mahcup etmez; yeter ki kul, kapıyı çalmaktan yorulmasın.
Abdulfettah Hoca'nın rahlesindenSır Katibi ve Manevi Mimar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.