Şirinlik Tılsımı Nedir? Anlamı, Özelliği ve Fazîletleri
Şirinlik tılsımının Kur’ân’daki menbaını, havas ilmindeki fazîletlerini, hususiyetlerini ve mânevî tesirini âlimlerin sözleriyle inceliyoruz.
Şirinlik Tılsımı Nedir? Mânâsı ve Ruhî Boyutu
Şirinlik tılsımı, İslâm havas ilminde asırlardır bilinen, kişinin çevresine karşı sevimli, muhabbet uyandıran ve kabul gören bir sima ile görünmesine vesile olan mânevî bir çalışmadır. Kelime olarak “şirin” Farsça kökenli olup tatlı, sevimli, cana yakın anlamlarına gelir. Tılsım ise belirli âyet-i kerîmelerin, esmâ-i hüsnânın ve dua terkiplerinin, usulünce yazılıp taşınması veya belirli vakitlerde okunmasıyla meydana getirilen mânevî tesir demektir. Yani şirinlik tılsımı, bir sihir değil; kulun Rabbine sığınarak, O’nun isim ve sıfatlarının bereketiyle insanlar arasında hüsn-i kabul bulmayı niyaz etmesidir.
Havas âlimleri bu tılsımın temelinde Yûsuf aleyhisselâmın kıssasına atıf yaparlar. Zira Cenâb-ı Hak, Yûsuf’a öyle bir hüsn ve heybet vermişti ki onu gören kadınlar ellerini kestiklerini fark edemediler ve “Hâşâ, bu bir beşer değildir; bu ancak yüce bir melektir” (Yûsuf, 12/31) demekten kendilerini alamadılar. İşte şirinlik tılsımının niyeti, Yûsufî bir letafetin, kalpler üzerinde bir muhabbet cazibesinin kul üzerinde tecelli etmesidir.
Şirinlik Tılsımının Kur’ân-ı Kerîm’den Menbaı
Havas ehli, şirinlik tılsımının kaynağını doğrudan Kur’ân’dan alır. Bu tılsımda en çok müracaat edilen âyetlerin başında Tâhâ sûresindeki şu ilâhî hitap gelir: “Ve elkaytü aleyke mehabbeten minnî ve li tusnea alâ aynî” yani “Sana kendi katımdan bir sevgi bıraktım ki gözümün önünde yetiştirilesin” (Tâhâ, 20/39). Bu âyet, Cenâb-ı Hakk’ın Mûsâ aleyhisselâma özel bir muhabbet ve kabul giydirdiğini bildirir. Havas âlimleri bu âyet-i kerîmeyi, ilâhî muhabbetin kul üzerine giydirildiği bir hil’at olarak yorumlar.
Bir diğer temel âyet ise Meryem sûresindeki “İnnellezîne âmenû ve amilû’s-sâlihâti seyec‘alu lehümü’r-Rahmânü vuddâ” yani “İman edip sâlih amel işleyenlere Rahmân, gönüllerde bir sevgi koyacaktır” (Meryem, 19/96) âyetidir. İmam Kurtubî tefsirinde bu âyeti izah ederken, sevginin sadece mü’minlerin değil, umum mahlûkatın kalbine ilâhî bir lütuf olarak indirildiğini beyan eder. Şirinlik tılsımı da bu ilâhî kanuna dayanır; kul, Rahmân’ın vaadine sığınarak kendisine bu ikramın tecelli etmesini talep eder.
Havas İlminde Şirinlik Tılsımının Yeri
İmâm Ahmed el-Bûnî hazretleri, meşhur eseri Şemsü’l-Ma‘ârif’te muhabbet ve kabul için yapılan çalışmaları müstakil bir bölümde ele alır. Ona göre şirinlik, sadece cismânî bir güzellik değil, ruhun berraklığından yüze aksedip halka aksettirilen bir nurdur. Aynı şekilde İmâm Gazâlî hazretleri İhyâ’sında, kalplerin birbirine ısınmasının sırrının niyet halisliğinde yattığını beyan eder. Yani şirinlik tılsımının tesir etmesi için evvela kalbin arınmış, niyetin şer‘î sınırlar içinde ve Allah rızasına muvafık olması gerekir.
İmâm Şa‘rânî ve İbrâhim ed-Desûkî gibi büyük ârifler, muhabbet tılsımlarının halka zulüm için değil, hakkı tebliğ için, hüsn-i muâşeret için ve kalpleri Hakk’a çevirmek için kullanılabileceğini vurgularlar. Bu sebeple şirinlik tılsımı, âlimlere, tebliğ ehline, muallimlere, tabiplere, tüccarlara ve yeni evlilere hususiyetle tavsiye edilmiştir.
Şirinlik Tılsımının Fazîletleri
Şirinlik tılsımının fazîletleri, Kur’ân’ın bereketinden ve esmâ-i hüsnâdan neşet ettiği için hem dünyevî hem de uhrevî tesirler taşır. Bu tılsımı usulünce ihdas eden ve niyetini muhkem tutan bir mü’min, Cenâb-ı Hakk’ın el-Vedûd ve el-Latîf isimlerinin tecellisiyle çevresinde farklı bir kabul görür. İnsanların gözünde makbul, sözünde tesirli, meclisinde aranan bir kişilik hâline gelir.
Bu tılsımın en büyük fazîletlerinden biri, kişinin öfkeli ve kırgın kimselerin kalbini yumuşatmasıdır. Zira Kur’ân-ı Kerîm’de “İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel bir şekilde sav. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur” (Fussilet, 41/34) buyrulmaktadır. Şirinlik tılsımı taşıyan mü’min, hâl ve tavrında bu âyetin tecellisini yaşar; düşmanlıklar tatlıya bağlanır, çetin gönüller mumu andırır.
Diğer bir fazîleti, rızıkta bereket ve alışverişte kolaylıktır. Havas âlimleri, şirinlik ile muhabbetin arasında ince bir bağ kurar; zira insanların meylini kazanan kimsenin ticareti canlanır, işleri kolaylaşır, sözü dinlenir. Bunun yanında evli çiftler arasında geçimsizlik varsa, niyet halisçe kılınıp bu tılsım usulünce edinildiğinde eşler arasında kaybolan letafet yeniden zuhur eder.
Şirinlik Tılsımının Hususiyetleri ve Şartları
Şirinlik tılsımının tesir etmesi için birtakım şart ve edepler vardır ki bunlar Ahmed el-Bûnî’den İmâm Deyrebî’ye kadar bütün havas erbabınca müttefikan zikredilir. Evvela tılsımın niyeti mutlaka meşru olmalıdır; kimseyi ayartmak, gayr-i meşru bir muhabbet celbetmek veya birine zarar vermek gibi niyetlerle yapılan çalışmalar hem tesir etmez hem de sahibine mânevî vebâl yükler. Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem “Ameller ancak niyetlere göredir” (Buhârî, Bed’ü’l-Vahy, 1) buyurarak bu hakikati bize bildirmiştir.
İkinci hususiyet, tılsımın belirli vakitlerde ihdas edilmesidir. Havas kitaplarında şirinlik için Zühre saati, Cuma günü ve ayın ilk yarısı tavsiye edilir. Zira bu vakitler, muhabbet ve letafet vakitleri olarak bilinir. Üçüncü şart, tılsımı hazırlayan kişinin abdestli, temiz elbiseli ve kalben huzurlu olmasıdır. Bunun yanında Salavât-ı Şerîfe ile açılıp Salavât ile kapatılmak, tılsımın kabulüne vesile olan en mühim edebtir; nitekim Efendimiz’e getirilen salât ü selâm, kabul edilmeme ihtimali olmayan yegâne duadır.
Dördüncü ve belki en mühim hususiyet ise istikamettir. Şirinlik tılsımı, kul ile Rabbi arasında bir tevekkül köprüsüdür; kişi bu tılsımı taşırken güzel ahlâkı elden bırakırsa, hüsn-i sûret hüsn-i sîreti örtemez ve tılsımın tesiri de sönükleşir. Bu sebeple Mevlânâ hazretlerinin “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol” düsturu, şirinlik tılsımı taşıyan kimsenin de rehberi olmalıdır.
Şirinlik Tılsımının Manevî Tesir Sahası
Şirinlik tılsımı yalnızca yüz güzelliğinde değil; sesin tesirinde, bakışın letafetinde, kalemin akıcılığında ve tavrın vakarında da kendini gösterir. Bir muallimin talebesi üzerinde kalıcı iz bırakması, bir hatibin cemaati üzerinde derin tesir uyandırması, bir tabibin hastasına şifa vesilesi olması hep bu mânevî hüsnün eserleridir. Nitekim Yûnus Emre hazretlerinin “Söz ola kese savaşı, söz ola kestüre başı” beyti, sözdeki şirinliğin ne büyük bir kuvvet olduğunu haber verir.
Havas âlimleri, bu tılsımın en yüksek makamının Hakk’ın muhabbetine ermek olduğunu söylerler. Zira halka sevimli görünmenin nihaî gayesi, halkı Hakk’a sevdirmek, kalpleri Rahmân’a ısındırmaktır. Bu sebeple şirinlik, sadece bir cazibe değil; bir davet lisanı, bir irşad vesilesidir. Ehlullah kapılarında bu sırra ermiş nice zât, sadece bakışıyla insanları tövbeye getirmiş, sadece tebessümüyle gafletten uyandırmıştır.
Netice
Şirinlik tılsımı, Kur’ân’ın bereketi, esmâ-i hüsnânın sırrı ve niyet-i halisenin harcıyla örülmüş mânevî bir hediyedir. Kul, bu tılsıma sığınırken aslında Rabbinin el-Vedûd ismine sığınır, halkın kalbinde değil evvela Hakk’ın rızasında bir yer edinmek ister. Usulünce edinildiğinde muhabbet, kabul, bereket ve letafet getirir; niyeti bozulduğunda ise sadece boş bir kâğıttan ibaret kalır. Onun için asıl tılsımın niyet, edeb ve istikamet olduğu asla unutulmamalıdır.
Abdulfettah Hoca’nın rahlesindenSır Kâtibi ve Mânevî Mîmar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.