Şifa Tası Nedir? Faziletleri, Havas Sırları ve Kullanımı
Şifa tası nedir, İslâm'daki yeri nasıldır, havas ilmindeki faziletleri ve doğru kullanımı Kur'ân ve büyük âlimlerin ışığında ele alındı.
İnsanoğlunun bedeni ve ruhu, yaratılışın en ince nakışlarıyla dokunmuş bir emanettir. Bu emanetin korunması, bakımı ve şifa bulması için Rabbimiz kâinata sayısız vesile yerleştirmiştir. İşte şifa tası, asırlardır Anadolu irfanında, tasavvuf geleneğinde ve havas ilminde adı sıkça geçen manevi vasıtalardan biridir. Peki bu tasın hakikati nedir, İslâm'daki yeri nasıldır ve müminin hayatına nasıl temas eder?
Bu yazıda Kur'ân-ı Kerîm'in ışığında, büyük müfessirlerin ve havas âlimlerinin izinde şifa tasının mahiyetini, kullanımını, faziletlerini ve manevi tesirlerini gönül gözüyle ele alacağız.
Şifa Tası Nedir?
Şifa tası, üzerine Kur'ân-ı Kerîm'den âyet-i kerîmeler, Esmâü'l-Hüsnâ ve bereketli dualar hakkedilmiş özel bir kaptır. Genellikle bakır, gümüş veya pirinçten dökülen bu tas; içine konulan suyun, âyetlerin nûrundan ve zikrin bereketinden istifade etmesi için hazırlanır. Kimi rivayetlerde bu tasların Osmanlı döneminde Enderun'da, tekkelerde ve dergâhlarda dahi kullanıldığı, hastalara okunup içirildiği nakledilir.
Tasın kendisi bir put ya da bağımsız bir tesir kaynağı değildir. Asıl tesir; üzerine hakkedilen kelâm-ı ilâhînin nûrundan, o suya okunan Fâtiha, İhlâs, Muavvizeteyn ve şifâ âyetlerinin bereketindendir. Yani şifa tası, mânâyı taşıyan bir mahfazadır; su ise bu mânânın bedene ulaşmasına vesile olan berrak bir vasıtadır.
İslâm'daki Yeri ve Meşrû Zemini
Kur'ân-ı Kerîm, bizzat kendi hakkında şifa olduğunu beyan buyurur.
"Biz Kur'ân'dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, müminler için şifâ ve rahmettir." (İsrâ Sûresi, 82)
Yine Yûnus Sûresi'nde
"Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifâ… gelmiştir"
(Yûnus, 57) buyrulur. Fussilet Sûresi'nde ise Kur'ân'ın "inananlar için hidâyet ve şifâ" olduğu vurgulanır.
İmam Kurtubî, İbn Kesîr ve Fahreddin er-Râzî gibi büyük müfessirler, bu âyetlerin hem kalbî hastalıklara hem de bedenî illetlere şifâ olacağını açıkça beyan etmişlerdir. Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem, hasta olduğunda Muavvizeteyn'i, yani Felak ve Nâs sûrelerini okuyup mübarek ellerine üfler, bedenine sürerdi. Hz. Âişe validemizden gelen bu rivayet, Buhârî'nin Tıbb bahsinde nakledilmiş olup rukyenin ve okunmuş suyun meşrû bir gelenek olduğunu gösterir.
Ehl-i sünnet âlimleri, üzerine âyet yazılıp suyu içilen kapların caiz olduğunu belirtmişlerdir. İmam Nevevî, İmam Süyûtî ve İmam Şa'rânî hazretleri eserlerinde bu uygulamanın örneklerini nakletmiştir. Dolayısıyla şifa tası, tevhid inancına aykırı bir uygulama değil; bilakis Kur'ân'ın nûrundan istifade etmenin bir vesilesidir. Şifayı verenin yalnızca Şâfî olan Allah Teâlâ olduğu inancı, bu ameli meşrû kılan en temel esastır.
Şifa Tasının Havas İlmindeki Yeri
Havas ilmi; âyetlerin, esmâların, hurûfun ve duaların manevi tesirlerini konu edinen köklü bir disiplindir. İmam Gazâlî, Ahmed el-Bûnî, Ali el-Havvâs ve İmam Şa'rânî gibi büyük âlimler bu ilmin edeplerini ve sınırlarını eserlerinde beyan etmişlerdir. Şifa tası da bu geleneğin görünür bir tezahürüdür.
Havas ehli, şifa tasının üzerine genellikle şifâ âyetleri diye bilinen ve Kur'ân'da "şifâ" kelimesinin geçtiği altı âyet-i kerîmeyi hakkederdi. Bunlar Tevbe 14, Yûnus 57, Nahl 69, İsrâ 82, Şuarâ 80 ve Fussilet 44. âyetleridir. Ayrıca Fâtiha sûresi -ki Rasûlullah Efendimiz ona "Şifâ" ismini vermiştir-, Âyetü'l-Kürsî, Yâsîn-i Şerîf'in kalbi ve Esmâü'l-Hüsnâ'dan Yâ Şâfî, Yâ Kâfî, Yâ Muâfî isimleri bu tasların sıkça hakkedilen unsurları arasındadır.
Ahmed el-Bûnî hazretleri Şemsü'l-Meârif adlı eserinde, âyetlerin belirli edeplerle, abdestli olarak ve ihlâs ile hakkedildiğinde bereketinin katmerleneceğini beyan eder. Bu yönüyle şifa tası hem sanat hem ilim hem de mânâ ile yoğrulmuş bir hediye-i ilâhî vesilesidir.
Nasıl Kullanılır?
Şifa tası kullanımının en yaygın biçimi, tasın içine temiz su -tercihen zemzem veya kaynak suyu- konulmasıdır. Kullanacak kişi abdestli olarak kıbleye yönelir, üç defa Fâtiha, yedi defa İhlâs, yedişer defa Felak ve Nâs sûrelerini okur. Ardından tasın etrafındaki âyetleri hürmet ile takip eder, niyetini Şâfî olan Allah'a arz eder ve suyu tastan yudum yudum içer. Kalan sudan hastanın alnına, bileklerine ve göğsüne sürülmesi de gelenekte yer alan tatbikatlardandır.
Bu amelin bereketlenmesi için üç şey esastır: ihlâs, edep ve tevhid şuuru. İhlâs, ameli yalnızca Allah rızası için yapmaktır. Edep, Kur'ân'ın kelâmına ve tasın taşıdığı mânâya hürmet göstermektir. Tevhid şuuru ise şifayı verenin taş, su ya da kap değil; Rabbü'l-âlemîn olduğunu bir an bile hatırdan çıkarmamaktır. Bu üç esas gözetildiğinde şifa tası mübarek bir vesile hâline gelir.
Şifa Tasının Faziletleri
Ehl-i tasavvuf ve havas ricâli, şifa tasının pek çok faziletinden bahsetmiştir. Bu faziletlerin başında bedenî hastalıklara karşı şifa vesilesi olması gelir. Özellikle mide rahatsızlıkları, sinir gerginlikleri, göz nazarı, uyku bozuklukları ve sebebi bilinmeyen huzursuzluklarda okunup içilen suyun tesirinden pek çok sâlih zât bahsetmiştir. İmam Süyûtî'nin el-Havî li'l-Fetâvâ adlı eserinde ve İbn Kayyım el-Cevziyye'nin et-Tıbbü'n-Nebevî kitabında bu kabîl rivayetlere yer verilmiştir.
Şifa tasının bir diğer fazileti, evin bereketine ve manevi atmosferine katkı sağlamasıdır. Üzerinde Esmâü'l-Hüsnâ nakışlı bir tasın bulunduğu ev, âyetlerin nûruyla ünsiyet kazanır. Nazar, hased ve sihir gibi menfi manevi tesirlere karşı da bir kalkan hükmünde olduğu, ariflerin sohbetlerinde sıkça zikredilmiştir.
Manevi anlamda ise şifa tası, sahibine Kur'ân ile beraberlik şuurunu hatırlatır. Her içiliş bir zikirdir; her bakış bir tefekkürdür. Böylece tas, sadece bedeni değil kalbi de tedavi eden bir hatırlatıcıya dönüşür. Nitekim Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretleri, "Ne ararsan kendinde ara" derken kalbin şifasının da yine Rabbin kelâmıyla mümkün olduğuna işaret buyurmuştur.
Ne İşe Yarar? Kimler İçin Uygundur?
Şifa tası; hasta olan, uyku problemi çeken, sıkıntı ve darlık hâli yaşayan, çocuğu huzursuz olan, evine bereket ve sekîne dileyen her mümin için mübarek bir vesiledir. Bilhassa lohusa hanımların, süt emen bebeklerin ve nazarına inanılan çocukların okunmuş suyla teberrük etmesi geleneğimizde köklü bir yer tutar.
Bunun yanında manevi yolculuğa çıkmış, kalbini Kur'ân'ın nûruyla aydınlatmak isteyen sâliklerin de bu tastan istifade etmesi tavsiye edilmiştir. Zira su bedeni, âyet kalbi, niyet ise ruhu besler. Üçünün birleştiği yerde şifâ-i tâm zuhûr eder.
Son Söz: Şifâ Yalnız O'ndandır
Unutmayalım ki şifa tası sadece bir vesiledir. Asıl Şâfî, Rabbü'l-âlemîn olan Allah Teâlâ'dır. Hz. İbrahim aleyhisselâm'ın diliyle Kur'ân bize şu hakikati bildirir.
"Hastalandığımda bana şifâ veren O'dur." (Şuarâ Sûresi, 80)
Öyleyse tası öpen dudak, âyeti okuyan dil, suyu içen boğaz; hepsi tek bir kapıya,
Şâfî-i Hakîkî
'nin kapısına yönelmelidir. O'nun izniyle taş şifa olur, su rahmet olur, kelâm nûr olur.
Rabbim kalplerimize îmân, bedenlerimize âfiyet, hânelerimize bereket, ömrümüze istikâmet ihsân eylesin. Kur'ân'ın nûruyla dolan tasların, dolan gönüllerin ve dolan hânelerin sahiplerinden eylesin. Âmîn.
Abulfettah Hoca'nın rahlesindenSır Katibi ve Manevi Mimar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.