Mekân Enerjisi ve Bakır (Hat Sanatı İçin)
Hanenizin Görünmez Bekçileri: Bakır Rölyef Hat Eserlerinin Mekân Enerjisine (Aura) Etkisi
Yaşadığımız evler, en mahrem alanımız olan yatak odaları ve rızkımızı kazandığımız iş yerleri, sadece beton duvarlardan, boyalardan ve mobilyalardan ibaret cansız yapılar değildir. Kadim bilgeliğe ve enerji ilimlerine göre her mekânın kendine ait, tıpkı bir insan gibi soluk alan bir "ruhu" ve aurası (enerji alanı) vardır. Evimize girip çıkan misafirlerin içlerinde taşıdığı gizli haset, iş yerimize gelen insanların stresi, kem gözler ve duvarlar arasında yaşanan şiddetli tartışmalar zamanla o mekânın enerjisini kirletir. Köşelerde adeta görünmez bir is gibi biriken bu negatif psişik atıklar, zamanla hanenin bereketini zehirler.
İş yerinde aniden ve sebepsizce kesilen bereket, müşteri ayaklarının kesilmesi veya evde bir türlü bitmek bilmeyen içsel huzursuzluklar, ağır uyku halleri genellikle bu "mekân enerjisi zehirlenmesinden" kaynaklanır. Kadim Havas ilmi ve ecdadımız, mekânı bu görünmez ağırlıklardan arındırmanın yolunu sıradan kâğıt posterlerle veya süs eşyalarıyla değil; "Bakır" madeninin mucizevi fiziği ve "İsm-i A'zam" dualarının metafiziksel gücüyle kalıcı olarak çözmüştür.
Nazarın Gözle Görülmeyen Yıkıcı Fiziği
Toplumumuzda "kem göz" veya "nazar" olarak bildiğimiz ve sıklıkla hafife aldığımız kavram, aslında metafiziksel anlamda çok yoğun bir negatif radyasyon patlamasıdır. Başarınıza, yeni aldığınız arabanıza, yuvanızdaki huzura veya evladınıza yöneltilen kıskançlık dolu tek bir bakış, o mekandaki pozitif iyon dengesini altüst etmeye yeter. Peygamber Efendimiz'in (S.A.V) "Nazar haktır; insanı mezara, deveyi kazana sokar" şeklindeki uyarıcı hadis-i şerifi, bu dışsal enerjinin ne derece yıkıcı olabileceğini net bir şekilde ortaya koyar. İşte bu görünmez zehirli ışınları kırmak ve mekanı savunmak için duvarların güçlü bir manevi kalkanla desteklenmesi şarttır.
Bakırın (Nahhas) Metafiziksel Topraklama ve Emici Gücü
Peki, tarihi ulu camilerin kubbelerindeki âlemlerde veya eski şifahanelerin dev kapılarında neden sürekli bakır kullanıldığını hiç düşündünüz mü? Neden sitemizdeki o özel İslami vefkler, Şems Mühürleri, Bereket Karıncaları veya Ayet-el Kürsi yazıları ince bir el işçiliğiyle bilhassa "bakır rölyef" (kabartma) üzerine işleniyor? Bunun cevabı bakırın (Arapça adıyla Nahhas) fıtratında gizlidir.
Kur'an-ı Kerim'de Hz. Süleyman'a (a.s) bakır madeninin sel gibi akıtıldığı belirtilir. Bakır, kâinattaki en güçlü ve en asil iletkenlerden biridir. Tıpkı devasa binaları yıldırımların o muazzam yıkıcı etkisinden koruyan paratonerler gibi, ruhsal ve enerjetik boyutta da bakır eşsiz bir "negatif enerji paratoneri" yani topraklama aracıdır. Orijinal, el emeğiyle dövülmüş bir bakır rölyef tablo salonunuzun veya ofisinizin baş köşesine asıldığında, ortamdaki durgun, kasvetli ve düşük (negatif) frekansı adeta güçlü bir sünger gibi üzerine çeker, emer ve topraklayarak nötralize eder. Zamanla renginde oluşabilecek oksitlenmeler, onun mekândaki nazarı nasıl çektiğinin fiziksel kanıtıdır.
Dövülen Her Darbede Zikrin Sırrı ve Koruma
Dijital lazer makinelerinden saniyeler içinde basılıp çıkan sıradan Arapça baskıların veya fotokopi çerçevelerin ruhani hiçbir derinliği ve koruyuculuğu yoktur; onlar sadece dekoratiftir. Ancak liyakatli bir hakkak (oyma ve kabartma) ustasının, abdestli bir halde, göz nuru dökerek işlediği "altın oran" kurallarına uygun bir İsm-i A'zam tablosu bambaşka bir boyuttur. Ustanın elindeki çekiç ve çivinin bakıra vurduğu her bir darbede besmele çekilir, sessiz bir zikir fısıldanır. Ustanın el emeği ve manevi enerjisi o bakırın atomlarına mühürlenir.
Hanenizin dış kapısını görecek şekilde antreye veya rızkın merkezi olan iş yerinizde sırtınızı verdiğiniz duvara astığınız hakiki bir bakır hat eseri, misafirlerinize estetik bir şölen sunmasının çok ötesinde; evinize yönelen haset oklarını bir ayna gibi kırıp geldiği yere geri yansıtan, rızık ve sükûnet kapılarını ardına kadar açık tutan görünmez ve heybetli bir bekçidir.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.