Havas İlminde Tılsımın Rahmani ve Şeytani Tarafları
Havas ilminde tılsımın rahmani ve şeytani yönlerini Kur'ân, hadis ve havas âlimlerinin ışığında niyet, kaynak ve fazilet ölçüsüyle inceliyoruz.
Havas ilmi, kadim İslam kültüründe ayetlerin, esmâü'l-hüsnâ'nın ve sırlı ifadelerin manevi tesirlerinden faydalanmayı konu edinen köklü bir disiplindir. Bu ilmin en çok konuşulan başlıklarından biri hiç şüphesiz tılsımdır. Tılsım, dış görünüşü itibariyle harf, sayı, sembol ve dua terkiplerinden oluşan bir yapıdır; ancak asıl mesele, bu yapının hangi niyetle, hangi kaynaktan ve hangi metodla oluşturulduğudur. İşte tam bu noktada tılsımın iki yüzü ortaya çıkar: Rahmani taraf ve şeytani taraf. Bu yazıda meselenin özünü, ölçüsünü, faziletlerini ve tehlikelerini Kur'ân-ı Kerîm ve büyük havas âlimlerinin ışığında ele alacağız.
Rabbimiz Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurmaktadır: "Biz Kur'ân'dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, mü'minler için şifa ve rahmettir; zalimlerin ise sadece hüsranını artırır." (İsrâ, 82). Bu ayet, aynı ilahi kelâmın niyet ve kalbe göre iki farklı sonuç doğurabileceğini bize açıkça öğretir. Tılsım meselesi de böyledir: Aynı harfler, aynı isimler; kimi zaman şifa ve bereket kapısı olur, kimi zaman ise nefse ve şeytana açılan karanlık bir dehliz haline dönüşür.
Tılsımın Tarihi ve İslami Çerçevedeki Yeri
Tılsımın tarihi, insanlığın manevi arayışları kadar eskidir. Ancak İslam medeniyeti bu ilme sağlam bir kalıp giydirmiştir. İmam Gazzâlî, İmam Buni, Ahmed el-Buni, İbn Arabi ve İmam Suyûtî gibi âlimler; harflerin sırlarını, esmâlarla kurulan münasebetleri ve niyetin merkeziliğini defalarca vurgulamıştır. Bilhassa Şemsü'l-Meârifi'l-Kübrâ, Menbau Usûli'l-Hikme ve ed-Dürrü'l-Manzûm gibi klasik eserlerde tılsımın meşru sınırları çizilmiştir.
Bu âlimlerin ortak vurgusu şudur: Tılsım, kendi başına tesir eden bir put değildir. Tesir eden yalnızca Allah'tır. Tılsım ise ancak vesile olabilecek bir vasıtadır. Bu inancın bozulduğu, sebebe kutsallık yüklenen her yerde ise tılsım artık şeytani bir zemine kaymaya başlar.
Rahmani Tılsımın Ölçüsü
Rahmani tılsım, Kur'ân ayetlerine, esmâ-i hüsnâya ve sahih dualara dayanır. Niyeti; korunmak, şifa bulmak, rızkı bereketlendirmek, kalpleri ıslah etmek, aile içinde muhabbet tesisi ve zulümden emin olmak gibi hayır kapılarına açılır. Bu tılsımların hazırlanmasında abdest, temizlik, kıble, vakit, oruç ve zikir gibi manevi şartlar titizlikle gözetilir. Bu yönüyle rahmani tılsım, bir nevi yazılı ve şekillendirilmiş duadır.
Rahmani Tılsımın Havas ve Faziletleri
Havas ilminde rahmani tılsımlar; ayetlerin nurunu, esmâların sırrını ve peygamber dualarının bereketini bir araya getirir. Meselâ Âyetü'l-Kürsî'nin havassı; Efendimiz (s.a.v.)'in "Yatmadan önce Âyetü'l-Kürsî'yi okuyan üzerine Allah'tan bir muhafız iner ve sabaha kadar ona şeytan yaklaşamaz" (Buhârî) hadisiyle sabittir. Bu ayetin usulüne uygun yazılarak taşınması, İmam Buni ve talebelerinde net bir şekilde geçmektedir.
Fâtiha Sûresi'nin şifa özelliği, sahâbenin akrep sokan bedeviye okuyup afiyet bulmasıyla nakledilir. İnşirah Sûresi darlığı açar, Yâsîn-i Şerîf ise "Kur'ân'ın kalbi" olarak müjdelenmiştir. Vâkı'a Sûresi rızık genişliği, Mülk Sûresi kabir azabından koruma, Duhâ Sûresi ise gam ve keder anında hüznü def etme hususiyetiyle meşhurdur. Bu sûrelerin tılsım suretinde yazılıp taşınması, âlimlerin ittifakla naklettiği rahmani havaslardandır.
Esmâü'l-hüsnâ tarafından bakıldığında; Yâ Latîf ismi zor işlerin kolaylaşmasında, Yâ Fettâh kapıların açılmasında, Yâ Rezzâk bereketin çoğalmasında, Yâ Şâfî şifa aranmasında büyük tesire sahiptir. İmam Gazzâlî el-Maksadü'l-Esnâ'da bu isimlerin kalbe yerleştirilmesinin, dilde tekrarından çok daha üstün olduğunu ifade etmiştir. Rahmani tılsım da özünde kalbin bu isimlerle bütünleşmesinin bir işaretidir.
Rahmani Tılsımı Ayakta Tutan Şartlar
Rahmani tılsımın makbul olabilmesi için birkaç temel esas göz ardı edilmemelidir. Bunların başında Ehl-i Sünnet itikadına bağlılık, farz ibadetlerin ihmal edilmemesi, helal lokma, doğru bir mürşid veya ehil bir üstadın rehberliği ve tesirin yalnız Allah'tan beklenmesi gelir. Bu şartlar zedelendiği anda, rahmani zannedilen bir tılsım dahi kalbi tevekkülden koparabilir ve farkında olmadan bir bağlanmaya, hatta gizli bir şirke kapı aralayabilir.
Şeytani Tılsımın Karanlık Yüzü
Şeytani tılsım, ayetlerin ve isimlerin dışında kalan; cinlere, süflî varlıklara, put ve sembollere yönelen, insana zarar vermek, ayırmak, hastalık vermek, aklını almak ya da haram bir muhabbet uyandırmak için düzenlenen sırlı yapılardır. Bu tılsımlar çoğunlukla necaset, temiz olmayan mekân, terk edilmiş ibadetler ve batıl semboller üzerine kuruludur.
Kur'ân-ı Kerîm'de bu meselenin en çarpıcı beyanı Bakara Sûresi'nde geçer: "Onlar Süleyman'ın mülkü hakkında şeytanların uydurup söylediklerine tâbi oldular… Halbuki o iki melek 'Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın küfre girme' demedikçe hiç kimseye bir şey öğretmezlerdi. Fakat onlar, karı ile kocayı birbirinden ayıracak şeyleri onlardan öğrendiler." (Bakara, 102). Bu ayet; sihir, tılsım ve havas ilminin karanlık koluna sapıldığında kişinin nasıl bir helake sürüklendiğini açıkça haber verir.
Şeytani tılsımın en belirgin özelliği; başkasına zarar vermek, gaybı bildiğini iddia etmek, tesiri Allah'tan değil kendinden veya cinlerden ummak, farzları terk etmek, temizliğe ve niyete aldırış etmemektir. İmam Rabbânî Mektûbât'ında bu tür yapılara meyleden gönlün, tevhid nurundan mahrum kalacağını beyan eder.
Şeytani Tılsımın Alâmetleri
Bir çalışmanın şeytani zeminde olup olmadığı bazı işaretlerden anlaşılır. Yazımında anlamı bilinmeyen tuhaf semboller, ters yazılmış harfler, necis maddelerle karışım, kabristan gibi belirli süflî mekânlarda gömme, hayvan kesip kan sürme ve namazı terk etmiş kişiler eliyle icra edilme gibi hususlar bunların başında gelir. Böyle bir tılsımın etkisi kısa vadede güçlü görünse dahi, sonucu daima kişinin dünya ve ahiret hüsranıdır.
İki Taraf Arasındaki İnce Çizgi: Niyet ve Kaynak
Havas ilminde "aynı harf, farklı niyet" kaidesi çok önemlidir. Bir esmâyı hayır için okuyan da vardır, aynı esmâyı zarar vermek için istismar etmeye çalışan da. Bu yüzden tılsımın rahmani mi şeytani mi olduğunun anlaşılmasında iki şey belirleyicidir: Kaynağın Kur'ân ve Sünnet'e uygunluğu ve niyetin Allah rızası olması. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Ameller ancak niyetlere göredir" (Buhârî) buyurarak bu ölçüyü asırlar öncesinden koymuştur.
Bu sebeple havas ilmine giren bir talebenin ilk yapması gereken şey, kendi kalbini terbiye etmektir. İmam Şâzelî'nin tabiriyle, kalbi mâsivâdan temizlenmemiş bir kimsenin eline verilen tılsım, keskin bir hançer gibidir; kime döneceği belli olmaz. Rahmani bir çalışmayı bile şeytana yem edebilir.
Havas Yolcusuna Nasihat
Havas ilmi bir oyuncak değil, bir emanettir. Rahmani tılsım, sahibini Allah'a yaklaştırır, kalbine sekîne indirir, rızkını genişletir, sağlığını korur ve muhabbet üretir. Şeytani tılsım ise geçici bir haz uğruna kalbi karartır, imanı yaralar, aileyi dağıtır ve ahiret gününde acı bir hesabı davet eder. Bu yüzden bu yola çıkanların önce Kur'ân'ı hayatına almasını, farzları ihmal etmemesini ve ehil bir üstadın rahlesine oturmasını tavsiye ederiz.
"Kim Allah'a tevekkül ederse, O ona yeter." (Talâk, 3)
Bu ayet, rahmani havasın da özünü hulâsa eder: Tesir Allah'tandır, tılsım yalnızca bir vasıtadır. Kalbi bu tevhidle dolan kimse, ne bir şeytanın oyuncağı olur ne de bir sırrın esiri. O yalnız Rabbine kul olur ve kulluğun bereketiyle hem dünyada hem ukbâda korunur.
Abdulfettah Hoca'nın Rahlesinden / İcazetli Havas ve Gizli İlimler Hocası
Sır Katibi - Manevi Mimar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.